Hakkımızda

Adıyaman, Kahta ve çevresi binlerce yıl pek çok uygarlığa ev sahipliği yaptı. Güçlü uygarlıklar bugüne kadar ulaşan güçlü izler bırakmıştır. MÖ 2000 yıllarında Kommagene Krallığının kuruluşuna kadar (MÖ 69) Hititler, Mitanniler, Aramiler, Asurlular, Geç Hititliler, Persler, Kummurlar ile Makedonyalı Büyük İskender’in hakimiyeti ve Doğu Roma imparatorluğu egemenliği hüküm sürmüştür. MS 670’te Emeviler, 758’de Bizans ve Sasaniler, 926’da Hamdaniler, 1226’da Selçuklular, 1284’e kadar Memlüklüler, Artuklular ve Dulkadiroğulları, 1393’te Timur ve 1516’dan sonra da Osmanlı İmparatorluğu bölgeye hakim olmuştur. Sadece bu uygarlıklar ve bıraktıkları izler değil, masallardan, avatarlara keşfedilmemiş bölgelerdeki hayali coğrafi yerlerin başlangıcından, ortaklaşa yaratılan ve milyonlarca insan tarafından doldurulan digital evrenlere hayali dünyaların, son üç bin yıldaki muazzam gelişimi; boyut, karmaşıklık ve izleyiciyi meşgul etme yetenekleri “hayali bir uygarlık” kurma çerçevesinde, bienal fikrinin ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Nevali Çori açıklarında Kahta sınırlarında bulunan bir ADA üzerinde “hayali bir uygarlık” yaratma fikri ile yola çıktık. Ana mekan ADA olmak üzere Nemrut Zirvesi, Kahta Kalesi, Cendere Köprüsü gibi mekanlarda sanatçılar sergiler ve doğal malzemeler kullanarak yapacakları yerleştirmeleri sergileyecek. Hayali dünyaların deneyimlenmesi, her zaman, bir dünyayı hayata geçirmek için gerekli olan dünya gestaltenini tamamlamak ve boşlukları doldurmak için hayal güçleri çağrılan seyircinin aktif katılımını gerektirmiştir. Ancak bu katılım, hayal edilen dünyalarda meydana gelen olayları aktif olarak değiştirmez; hikayelerin önceden belirlenmiş sonuçları vardır ve onların dünyaları bu hikayelerdeki karakterler aracılığıyla dolaylı olarak yaşanır. Bununla birlikte, hikayelerin ana karakterlerinin rolü gözlemciden katılımcıya değiştiği gibi, etkileşimli dünyalar da izleyicinin rolünü gözlemciden katılımcıya değiştirmiştir. Gerçeklerden kaçış fantezisinden kendi dünyamızı daha net görmemize yardımcı olan lenslere kadar her şey olabilseler de, hayali dünyalar sanattan, eğlenceden, oyunlardan, araçlardan, rüyalardan, kabuslardan, deneylerden veya laboratuvarlardan daha fazlasıdır; onlar insanlığın alt-yaratıcı görevinin yerine getirilmesinden başka bir şey değildir.* Bir zamanlar bu bölgede doğan Lucianus şöyle diyor: “Yedi gün yedi gece havada yelken açtık ve sekizinci gün içinde bir adaya benzeyen, parlak ve yuvarlak ve büyük bir ışıkla parıldayan büyük bir ülke gördük. Oraya koşup demir atarak karaya çıktık ve araştırma yaparken arazinin yerleşim ve ekili olduğunu gördük. Gündüzleri bölgeden hiçbir şey görünmüyordu, ancak gece olurken, bazıları daha büyük, bazıları daha küçük olan birçok ada daha görmeye başladık ve bunlar ateş gibi renkliydi. Aşağıda, içinde şehirleri, nehirleri, denizleri, ormanları ve dağları olan başka bir ülke de gördük. Bu bizim kendi dünyamız olduğu sonucuna vardık.” Lucianus’un ADA’sını bulduk mu? Bienalin ana mekanı olarak ADA’nın seçilmesi Lucianus’a atıftan doğmuştur. Hayali bir uygarlık; kurgusal bir arkeoloji, kurgusal bir tarih, kurgusal bir dil, kurgusal bir ekonomi, kurgusal bir müzik, kurgusal semboller, kurgusal tarım, kurgusal mimari, kurgusal gastronomi, kurgusal moda, kurgusal kanunlar… Farklı disiplinlerden sanatçılar bu sorulara cevaplarla Kommagene Bienalinde olacak!.